Haftalık denemeler
Yazı

Sabah Sayfaları: Yazmanın Gürültüyü Azaltması

Her sabah üç sayfa yazmaya başladığımda amacım iyi yazmak değildi. Sadece kafamdaki sesi kağıda boşaltmak istiyordum.

Ece Arın3 dk okuma
Dolma kalemle çizgili kağıda yazı yazılırken
Dolma kalemle çizgili kağıda yazı yazılırken. Fotoğraf: Unsplash.

İlk hafta neredeyse hiçbir şey yazamadım. Kalemi elime aldığımda aklıma gelen tek cümle, yazacak bir şeyim olmadığıydı. Sonra onu yazdım. Ardından bir alışveriş listesi, sonra dün akşam yarım kalan bir konuşma geldi. Üçüncü sayfanın sonuna vardığımda kahvem soğumuştu ama zihnimdeki uğultu biraz azalmıştı.

Sabah sayfaları fikri basit: güne başlamadan önce, düşünmeden ve düzeltmeden üç sayfa yazmak. Kimse okumayacak, sen de bir süre geri dönüp okumayacaksın. Amaç güzel cümleler kurmak değil, zihnin kenarında biriken her şeyi bir yere bırakmak.

Neden elle yazmak?

Bilgisayarda yazdığımda cümleleri silmeye, yeniden kurmaya, bir kelimeyi daha iyisiyle değiştirmeye başlıyordum. Elle yazarken bu imkan neredeyse yok. Kalem yavaş, kağıt sabırlı. Silmek yerine devam etmek zorunda kalıyorsun ve bu zorunluluk bir süre sonra rahatlatıcı bir hal alıyor.

Bir başka fark da dikkatle ilgili. Ekran, bir sonraki bildirime her zaman bir parmak uzaklıkta. Defter ise yalnızca o an yazdığın satırı istiyor. Üç sayfa boyunca başka hiçbir yere gidemiyorsun.

Kağıda bıraktığım her endişe, gün içinde bana bir kez daha uğramak için daha az sebep buluyordu.

Ne yazdım, ne değişti?

İlk ay yazdıklarımın büyük kısmı şikayetti. Uyku, iş, yarım kalan işler. İkinci ayda bu şikayetlerin arasında küçük planlar belirmeye başladı. Bir arkadaşı aramak, uzun zamandır ertelediğim bir dosyayı açmak, bir hafta sonu yürüyüşü. Yazmak, bir sorunu çözmedi; ama sorunun ne olduğunu daha net görmemi sağladı.

Değişen bir diğer şey, gün içindeki dağınıklık oldu. Sabah bir kez boşaltılan zihin, öğleye kadar daha az konu arasında savruluyor. Bunu ölçmedim, bilimsel bir iddiam da yok. Sadece kendi gözlemim: üç sayfadan sonra ilk işe başlamak daha kolay.

Üçüncü ayda ise beklemediğim bir şey oldu. Sayfaların arasına, hiç planlamadığım halde, küçük sahneler girmeye başladı. Otobüste duyduğum bir cümle, annemin mutfakta mırıldandığı eski bir şarkı, sokakta gördüğüm bir köpeğin sahibine bakışı. Bunlar yazmak için oturduğum masada aklıma gelmeyecek şeylerdi. Sabah sayfaları, gün içinde fark etmeden topladığım ayrıntıların sığınağı haline geldi.

Zor sabahlar

Her sabah aynı istekle kalkmıyorum elbette. Bazı günler üç sayfa bir dağ gibi görünüyor. O günlerde kendime bir kolaylık tanıyorum: sayfanın tamamını tek bir kelimeyle doldurmama izin var. Bir kez denedim; ikinci satırda sıkıldım ve başka bir şey yazmaya başladım. Galiba asıl mesele, kalemi kağıttan kaldırmamak.

Seyahatteyken ya da misafir olduğum yerlerde defteri yanıma almak zor oluyor. Bu durumlarda üç sayfa yerine bir sayfa yazıyorum, bazen bir otel notluğunun arkasına. Kuralı esnetmek, tamamen bırakmaktan iyi. Eve döndüğümde o kağıtları defterin arasına iliştiriyorum; onlar da artık hikayenin bir parçası.

Başlamak isteyenler için birkaç not

  • Defter pahalı olmasın. Pahalı defter, güzel yazma baskısı yaratır.
  • Sayfa sayısını kısaltma. Üçüncü sayfa, genellikle asıl meselenin göründüğü yerdir.
  • Yazdıklarını en az birkaç hafta okuma. Okumak, bir sonraki sabah kendini düzeltmene yol açar.
  • Kaçırdığın günleri telafi etmeye çalışma. Ertesi sabah kaldığın yerden devam et.

Bugün yazmaya başlayalı altı ay oldu. Hala bazı sabahlar ilk cümle olarak yazacak bir şeyim olmadığını yazıyorum. Fark şu ki artık o cümlenin bir başlangıç olduğunu biliyorum.

Bunları da okuyabilirsiniz

Şehir2 dk okuma

Bir Şehri Yürüyerek Okumak

Haritaya bakmadan geçirdiğim bir gün, yıllardır yaşadığım şehrin bilmediğim bir sayfasını açtı.

Bir sonraki yazıyı kaçırmayın.